Pelage - Zeynep Nazik Er
PELAGE
Zeynep Nazik Er / Uluslararası İlişkiler
Yazı yazmak için konu belirlemeye çalışırken gözüme ilişti ‘ Ana’. Kütüphanemde bir köşeye iliştirmiş, orada da unutmuşum kitabı. Halbuki kapağa baktığımda hatırladım okuduğum zaman ne kadar etkilendiğimi. Anneme küsüp odama kapanmış, sonra da kitap okumaya vermiştim kendimi. İki gün boyunca hırslanıp, anneme ceza olsun diye odadan çıkmayıp kitabı bitirmiştim ancak kitap ilerlemeye başladıkça ceza olmaktan çıkmıştı. Zamanla ben de Ana ile hareket ediyordum, adım yoktu sadece.Zaten romanın belki de en etkileyici tarafı buydu; kitaba kendini kaptırdığın vakit, tamamen o an bulunduğun mekandan soyutlanıp roman kahramanlarıyla yaşamaya, onlarla devrimin heyecanını paylaşmaya, onlarla yaşamaya başlıyor insan. ‘Ana’ gibi düşünmek; onun kaygılarını paylaşmak ve aslında hayatın sadece bakış açılarımızı şekillendirmekten ibaret olduğunu anlamak bu kitabın insana katabileceklerinden çok azı. Asıl amacım aslında bir çözümle yapmak da değil, amacım sadece bende zamanında gerçekten izler bırakan bir kitaptan biraz bahsetmek, hala düşündüğüm zaman yüzümde çok özel bir gülümseme bırakan Pelage’ye ve onun mücadelesine biraz da olsa değinmek.
Romana geçmeden önce yazarından yani Maksim Gorki’den biraz bahsetmek gerek diye düşünüyorum. Önce en klasik bilgilerden başlamak gerekirse 1868-1936 yılları arasında bir yaşam sürmüş olan Gorki, küçük yaşta yetim kalarak okuyamadı ve ‘acı’ anlamına gelen ‘Gorki’ ismini de buradan aldı. Çarlık zamanında yönetimle uyuşmazlığa düşerek hapse girip çıktıktan sonra artık en büyük devrimci yapıtı olarak kabul gören ‘Ana’ yı yazdı. Yani bizim çok farklı bir sevgiyle bağlandığımız karakterimizi yaratıp ona muhteşem diye tabir edebileceğimiz bilinç sıçramasını yaşattı. Bu kitap aynı zamanda toplumcu gerçekçi edebiyatın ilk örneği ve başyapıtı da sayılır desek yanlış bir şey demiş olmayız çünkü bir çok yerde kitaptan böyle bahsediliyor. Artık roman kahramanımıza dönelim ve bakalım bu romanı bu kadar değerli yapan Pelage kim ?
Pelage, yıllarca dayak yemiş, yoksullukla mücadele etmiş bir kadın…Hatta, bu insanlık dışı yaşam, onun da insanlığından bir çok şey götürmüş bir kadın… Ancak bu kadın sosyalist dünya görüşünü benimsemiş olan oğlu hapse girdikten sonra dünyanın aslında değiştirilebilir olduğunu görüyor ve bu mücadelenin tam içinde buluyor kendini. Onun fedakarlıklarını, yaşam anlayışının bile nasıl değiştiğini, mücadeleye yaptığı katkıları okudukça ve daha doğrusu yaşadıkça insan kendini Pelage’ye daha da yakın hissediyor. Bu kitabı okuduktan sonra devrim mücadelesine kendini yakın hissetmemek çok zor gibi geliyor bana. Kitabın büyüsü bu, okurken insanlık için mücadele veren herhangi biri oluyorsun, belki evinde insanları ağırlayan ev sahibi belki de bildiri götüren bir aracı. Hiç fark etmiyor kim olduğun, adının ne olduğun. İşte o zaman anlıyorsun aslında bireyselliğin ne kadar da yavan bir kavram olduğunu çünkü esas olanın yurdun ve dünya için mücadele vermek olduğunu, kişiye gerçek kimliğini bu ruhun verebileceğini… Pelage üzerinden Gorki bunu çok başarılı bir biçimde bize sunuyor. Biz de Pelage ile birlikte aslında aslolanın mücadele vermek olduğunu ve mücadelede herkesin yeri olduğunu görüyoruz. ‘Ana’ ülkesi ve insanlık için çaba harcadıkça daha da içine giriyor mücadelenin çünkü bu öyle bir heyecan halini alıyor ki onun için vazgeçilmez ve uğruna tehlikeye bile girilebilecek bir yaşam biçimi oluyor. O yaşta artık hayattan elini eteğini çekmesi beklenen ve hayatın çok da iyi davranmadığı bir kadının öyküsünü okurken aslında bir ülkede kıpırdanmaya başlayan bir hareketin ilk kıvılcımlarının da şahidi oluyoruz ve kitabın ana karakteri ekseni etrafında görüyoruz ki ortaya konulan çok zor bir mücadele var ve Gorki bunu da en güzel yine Pelage’nin kendinden bile beklemediği fedakarlıklarıyla bizlere gösteriyor. Çok küçük bir ölçekte ele alınarak Rus devriminin oluşma koşulları ve uğrunda yaşanan zorluklar, gösterilen özveriler gözler önüne seriliyor. Gorki bu fedakarlıkları öyle bir havaya sokmuş ki bir insanın doğasında bu şekilde de yani fedakarlık yaparak, insanlık için mücadele vererek, paylaşarak ve inandığın değerler uğruna tehlikeye bile atılarak mutlu olunabileceğini göstermiş. Örneğin Pelage gerçekten işe yaradığını hissettiği andan itibaren çok daha büyük bir azimle ve istekle sarılıyor mücadelesine. Kendi değerlerini küçümsemeden ama sorgulamayı öğrenerek kurduğu yeni yaşam Pelage’ye gerçek mutluluğu yaşatıyor, belki çok daha yorucu, tehlikeli ama gerçek, gerçek bir yaşam, amacı olan bir yaşam ve bu yeni yaşamı Pelage’yi bambaşka duygularla tanıştırıyor. İnsanı yaşamdan, mutluluktan o kadar uzaklaştıran bir sistemde yaşıyoruz ki belki de bu duyguları tatmadan ölecek çoğunuz, hiçbir zaman insan doğasına aykırı olan bu sisteme karşı mücadele vermiş olmanın yaşattığı maneviyatı tatmadan yani gerçek mücadeleye dahil olmadan ve gerçek mutlulukla tanışmadan… Çok acı, unutmayın olur mu bu uğurda kavga vermenin mutluluğunu tatmadıysanız Pelage sizden daha üstün!


